1923Turk'den tam olarak yararlanabilmek için üye olmalısınız.Üye olmak için buraya tıklayın...

1923Turk  
Geri git   1923Turk > Genel Kültür > Türk Tarihi ve Osmanlı İmparatorluğu
Tekrar  
Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 04 Eylül 2010, 16:24   #1
TÜRK_KOMANDOSU
Yasaklı
Üyelik tarihi: Temmuz 2010
Yaka Numarası: 49024
Mesajlar: 92
Tesekkür: 30
28 Mesajina 34 Tesekkür Aldi


Standart Eski Zamanlarda Türk Büyüklerinin Oynadığı Oyunlar

Çevgen Oyunu

Yazılı kaynaklarımızda bu oyundan şöyle bahsedilmektedir: Bugün hemen hemen bütün dünyaya yayılmış olan polo oyunun ismi çevgen oyununun Tibetçe'deki karşılığı olan "pulu" kelimesinden gelmiştir. Karşılıklı iki takım arasında oynanan çevgen oyununda gaye, oyuncuların at sırtında oldukları halde ellerindeki değneklerle sürdükler ile sürdükleri topu takımlarının hedeflerine ulaştırmalarıdır. Galibiyet, belli zamanda kazanılan isabet sayısı veya belli sayıyı daha evvel tamamlamak yolu ile elde edilir.

Bu oyundan Divan'da bir çok yerde bahsedilmesine rağmen nasıl ve ne zaman oynandığı hakkında yeterli açıklama bulunmamaktadır. Ancak tarih sahnesine çıktıkları günden beri atlı sporlara çok önem veren Türkler at üzerinde oynanan çevgen oyununa da önem vermişler ve bu oyunu uzun bir süre devam ettirmişlerdir. Türk toplumları arasında oldukça yaygın olan bu oyunun bir çok türü bulunmaktadır. Yukarıda bu oyunun at üzerinde oynandığından bahsedilmişti ancak " Kaşgarlı, çeşitli kelimelerin açıklanması dolayısıyla bu konuya dair verdiği kısa bilgilerden, onun söz konusu ettiği dönemde, Türkler arasında atla oynanan çevgenden çok bugünkü golf oyununa benzer olarak ve atsız oynanan bir oyunun Türk oyunu olarak bilindiği ve meşhur olduğu anlaşılmaktadır." Divan'ın çeşitli yerlerinde çevgen oyunundan şu şekillerde bahsedilmektedir:

"Ol anıng birle çöğen urdı ümleşü: O, onunla şalvarını ortaya koyarak çevgen oynadı."
"Ol mening birle topık kapıştı: O, benimle çevgen oyununda top kapıştı"
"Tanguk: Çevgen oyununda, gerilen ipten topu geçirebilen adama verilen ipek kumaş parçası."
" Bandal: Ağaçtan, omuz başı şeklinde çıkarılan parça. Bunu çocuklar alırlar, geceleyin közünü birbirlerine vururlar atarlar. Buna "ot bandal" denir. Çevgen oyununda oynanır."

Divan'da çevgen oyundan başka, ucu eğri değnek, baston anlamlarında da kullanılmaktadır:

"Ol manga çöğen eğişti: O bana çevgen eğmekte yardım etti."
"Ol çöğen egtürdi: O, çevgen eğdirdi."
"Çöğen: Çevgen."


Ok atma Yarışları

Ok, Türklerin en önemli savaş aletlerinden birisidir. Çok iyi ata binen ve ok atabilen Türkler, ok atma işini zamanla bir yarış haline de getirmişlerdir. Eski Türklerde seremonik ok atışları yapıldığı, bunun bir gelenek haline geldiği, Han zamanı Çin kaynaklarından anlaşılmaktadır. İlk baharda açık havada yapılan ve dini anlam taşıyan bu sporla erkekler kendilerini ispatlarlardı. Hedef köşeli olup hayvanların derilerinden teşekkül ederdi. Böylece de ok atıcısının hedefi vuruş başarısı kolayca anlaşılabiliyordu.

Ok atma işinin Türklerde ne kadar yaygın ve önemli olduğu Kaşgarlı'nın eserinde de görülmektedir:

"Atışgan: Ol mening birle ok atışgan: Onun benimle yarışmak için ok atışmak âdetidir."
"Ol mening birle ok attı kızlaşu: O ortaya ödül olarak kız, cariye koyarak benimle ok attı"
"Ol mening birle ok attı atlaşu: O benimle, ortaya ödül olarak at koyarak ok atıştı"


At Yarışı

Divân-ı Lügati’t-Türk'te atın Türkler için önemini Kaşgarlı şu atasözüyle belirtmektedir: "Kuş kanatın er atın" Yani kuş için kanat ne kadar önemliyse er için de at o kadar önemlidir demektir. Kaşgarlı yine eserinin başka bir yerinde "at, Türkün kanadıdır" demektedir. Eserin birçok yerinde de görüldüğü gibi at, Türkler için hem binek hem savaş, hem de taşıma aracı olarak vazgeçilmez ve kutsal bir hayvan olmuştur.

Eski Türkler milattan önceki yıllarda atalarından kalma gelenek icabı sonbaharda (sekizinci ay) atların semirdiği, tayların çoğaldığı bir zamanda Tai-lin denilen yerde umumi bir toplantı tertip ederlerdi. Bu toplantıda tanrılara kurban sunma, insan ve hayvanların sayımı yapılırdı. Tai sözü tanrılara kurban sunmak için, bir orman etrafında at koşturmak demektir. Eğer orman yoksa söğüt dallan dikilerek işaretlenir, bir miktar atlı dil,kilen bu söğüt dalları etrafında dört nala üç defa dönerlerdi. Bu güz bayramında yapılırdı. Tanrılara kurban sunulduktan sonra hep beraber kurban etleri yenir, sportif oyun ve hareketler meyanmda at yarışları da yapılırdı.

At yarışları Divân-ı Lügati’t-Türk'te "yarış" kelimesiyle ifade edilmekte ve birçok yerde geçmektedir. Bu yarışın nasıl ve ne zaman oynandığı konusunda ise yeterli bilgi verilmemekle birlikte eserin muhtelif yerlerinde atlardan ve yarışlardan çok kısa olarak bahsedilmektedir. Mesela yarışları en çok kazanan atın "arkun" denilen bir at türü olduğu belirtilmektedir. Yine eserin başka bir yerinde "talaş" kelimesinin açıklamasında "at yarışında, top oyununda, meydanın sonuna çekilen ip" denilmektedir. Buradan da yarışlarda bu ipe ilk ulaşan atın yarışı kazandığı anlaşılmaktadır. Divan'ın diğer yerlerinde "yarış"tan şöyle söz edilmektedir:

"Ol mening birle at özişti: O benimle at koşturmakta yarış etti"
"Ol at yarışdı mening birle tawışganlaşu: O tavşanı ödül olarak koyarak benimle at yarıştı"
"Ol at yarışı yaptı: O at yarışı yaptı, yarıştı"
"Ol anıng birle at yarıştı: O onunla at yarışı yaptı"


Güreş

İnsanoğlu hayvanlarla, kendi cinsinden olanlarla yakından mücadele etmek zorunda kalınca kendi vücut ağırlığı kas gücünden faydalanma şeklini, yani güreş sanatını yaratmıştır. Güreş, iki canlı arasındaki mücadelenin en mükemmel şeklidir. Bugün ata sporlarımızdan biri sayılan güreş Türklerde oldukça köklü ve önemli bir yere sahiptir. Ancak Divan'da bu sporun adından direk olarak bir defa bahsedilmektedir. Kaşgarlı güreş kelimesine kısrak kelimesini açıklarken değinmektedir:
Kız birle küreşme, kısrak birle yarışma (Kızla güreşme, çünkü kızlar kuvvetli olur, seni alteder; kısrakla yarışma, kısrak attan daha çevik, daha sıçrayışlı olduğundan seni yener). Bu hakanlılardan bir kızın, gerdek gecesi Sultan Mesud'u ayağıyla dokunarak yıktığı için hakanların Sultan Mesut hakkında söyledikleri bir savdır. Diğer oyunların çoğunda olduğu gibi, güreşin de nasıl yapıldığı ve kurallarının neler olduğu hakkında Divan'da fazla bilgi yoktur. Yine Divan'da güreş, "çalış" kelimesiyle de anlatılmaktadır. Bu kelime de "çelme, güreş" karşılığındadır. Bunlardan başka şu cümlelerde de güreşten bahsedilmektedir:

"Ol anıng adhakm bağdatt: O, onun ayağını güreşte sarmaya aldırdı"
"Ol anıng adhakm bağdadi: Güreşte onun ayağını sarmaladı, sarmaya vurdu"
"Ol anıng adhakın bağdadi: O, onun ayağını güreşte yakaladı, çelme vurdu"


Yalngu (Salıncak Oyunu)

Bu oyundan Divan'da sadece bir yerde ve şu şekilde bahsedilmektedir: Yalngu: Cariyelerin oynadığı bir oyundur. İpin ucu bir ağaca veya bir direğe bağlanır. Ortasına cariye oturur ve ayağıyla yeri teper. Böylelikle kah yükselir, kah alçalır










TÜRK_KOMANDOSU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Tesekkür Edenler:
Reklam Alanı
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
Hızlı Erişim





Translate Google

1923Turk - Türk Sitelerine Güvenlik Desteği!
1923Turk.Com 1923Turk Hacker Group, Turkish Hackers, Turk Hacker
Kuruluş:11/10/2006
" Taklitler, Asıllarını Yüceltir "
1923Türk Grubun hiçbir resmi kurum ya da kuruluşla organik bağı bulunmamaktadır. Ülkemize, Bayrağımıza, Devlet Büyüklerimize, Kurumlarımıza, Manevi Değerlerimize Kasteden ve Çocuk İstismarı Yapan Siteler Hedefimizdir.
T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Hukuksal Bilgilendirmeler Icin bizebilgiverin[at]gmail.com

Server HP-4 Clound-Gold on Turkish Online Dedicated Server